Dinimiz haram, helal, mekruh, çirkin, ahlaka aykırı nesneler ve
davranışları açıklamış, bunlara hangi durumlarda nasıl riayet
edileceğini de bu yoldan -çerçeve olarak- aydınlatmıştır. Düğünün nasıl
yapılacağını din, detaylarıyla belirlememiş; bunu, haramlara düşmemek
şartıyla düzenleme işini müslümanların örf ve âdetine, içinde
bulunduklara şartlara bırakmıştır. Medine’de Peygamberimizin muhterem
eşi bir yoksul kızı gelin etmişti, gelin gittikten sonra Peygamberimiz
eve gelmiş ve gelinin, bu şehirde âdet haline gelmiş olan müzik
eşliğinde gidip gitmediğini sormuş, “Böyle bir şey yoktu” cevabını
alınca “Keşke olsaydı, Medineliler buna alışmışlardır, bundan
hoşlanırlar” demiştir. Haramlar bellidir, düğünde meşru eğlence ve neşe
caizdir, hatta gereklidir, haram işlemeden “müzik, oyun, eğlence, yeme
içmeyi…” de içeren düğün şekilleri bulunabilir.