Hava Tahmini Yapan Karınca hayvan, bilgi, hayvanlar
'
Ülkemizde yağışlı olmasına alıştığımız bu mevsim, oldukça kurak geçiyor ve hemen herkes yağmurların yağmasını bekliyor. Hava durumunu öğrenmek için de ya televizyon seyrediyoruz, ya gazetelerin ilgili köşelerine bakıyoruz ya da İnternette yer alan meteoroloji sitelerini tıklıyoruz. Peki günümüzden yüzyıllar öncesinde bu teknolojiler yokken hava tahminleri nereden öğreniliyordu? Çağımız teknoloji çağı ve meteoroloji bilimi kapsamında bu teknoloji kullanılarak bir haftalık ya da iki haftalık hava tahminleri yapılabiliyor. Hava tahmininde ilk adım atmosfer hakkında bilgi toplamak. Bunun için çeşitli uydular ve gözlem balonları kullanılıyor. Dünya genelinde günde iki kez atmosfere gönderilen bu gözlem balonları çeşitli düzeylerde atmosferin sıcaklığını, basıncını, nemini, rüzgar hız ve yönünü ölçerek yerdeki istasyonlara ulaştırıyor. Atmosfer olayları hakkında bilgi toplamanın diğer yolu da bazı özel radar sistemlerinden yararlanmak. Bu yöntemde bulutların içerisine sinyaller gönderilerek yağış cinsleri, yoğunlukları ve hareketleri gözleniyor. Tüm bu teknolojiler geliştirilmeden önceyse hava tahminleri yalnızca gözleme dayalı olarak yapılıyordu. Bunun için de Güneş, Ay, yıldızlar, bulutlar, bitkiler ve hayvanlar kullanılıyordu. Can lı ve cansız varlıkların gözlenmesi sonucunda elde edilen bilgiler, o zamana kadar kazanılmış deneyimlerle birleştirilerek hava tahminleri yapılıyordu.
Hava
tahminlerinin kronolojisine baktığımızda bu konunun uygarlık tarihi
kadar eski olduğunu görüyoruz. Çünkü insanoğlunun hava durumunu
bilmesi, yaşamını sürdürebilmesi için gerekliydi. O dönemlerde avlanmak
ya da besin toplamak için havanın yağışlı ya da fırtınalı olup olmaması
büyük önem taşıyordu. Yerleşik hayata geçildikten ve tarım başladıktan
sonra da hava tahmini önemini korudu. Toprağın işlenebilmesi,
tohumların dikilmesi için toprağın hafif nemli ve kuru olması
gerekirken, bitkilerin büyüyebilmesi için yağmura, hasat zamanı
ürünlerin toplanması ve kurutulması içinde de sıcak ve kuru havaya
gereksinim duyuluyordu. Tüm bu uğraşların gerçekleştirilmesinde hava
durumunu bilmek çok önemliydi. İnsanlar, bu amaca yönelik olarak
çevrelerinde bulunan hemen her şeyi gözlemlemeye başladılar ve böylece
meteoroloji biliminin temelleri atılmış oldu.
Önceleri
yalnızca Güneş, Ay, yıldız ve bulutları izleyerek tahmin yapmaya
çalışan atalarımız daha sonraları çevrelerinde gördükleri bitkilerin ve
hayvanların da atmosfer olaylarına karşı çeşitli tepkiler
gösterdiklerini keşfettiler. Bu keşiften sonra gök olayları dışında bu
canlıların da hareketlerini izleyerek hava durumunu tahmin etmeyi
öğrendiler. Hava tahminleriyle ilgili yazılı bilgilere ilk olarak
Aristonun yazmış olduğu, ancak günümüzde pek fazla bilinmeyen
“Meteorologica” adlı eserde rastlıyoruz. Aristo, 4 ciltten oluşan bu
eserinde gök cisimleri ve gök olayları hakkında gözlemlerini anlatıyor.
Aristodan sonra Teofrast adlı bilgin de “Havanın İşaretleri” adı
altında, hava tahminlerinin nasıl yapılacağına ilişkin bilgiler
veriyor. Antik dönemde bu konuyla ilgili en önemli bilgilerse MÖ
315-245 yılları arasında yaşamış olan Aratus adlı bilginin “Pronostic”
isimli kitabında bulunu yor. Bunun dışında hava durumuyla ilgili
bilgiler, Seneca
(MÖ 4 - MS 65) adlı bilgin tarafından yazılmış “Doğal Sorunlar” adlı
eserde ve Antik Çağın en önemli bilginlerinden olan Pliniusun Doğa
Tarihi adlı ansiklopedisinde bulunuyor. Bu adını saydığımız
kaynaklardan öğrendiklerimiz ve Ülkemizde yapılan folklorik çalışmalara
dayanarak, hava tahminlerini çevremizi iyi gözleyerek ve biraz da
bilgiyle kolayca yapabiliriz. Bu bilgiler ışığında 2 ya da 3 gün sonra
hava sıcaklığının gündüz kaç derece, akşam kaç derece olacağını her ne
kadar bilemesek de, yağmurun yağıp yağmayacağını ya da fırtınanın çıkıp
çıkmayacağım tahmin edebili riz. Öncelikle bitki ve hayvanladan
yararlanarak na sıl tahminde bulunabileceğimizi özetleyelim.
Örneğin, deniz
kıyısında yaşıyorsanız hava durumunu martılardan öğrenebilirsiniz.
Sabahın erken saatlerinde martılar denize doğru uçuyorlarsa bu havanın
güzel olacağına işarettir. Eğer karaya doğru uçuyor ve teknelerin
üzerine konuyorlarsa bu da fırtına çıkacağının ve yağmur yağacağının
belirtisidir. Toprakta bulunan küçük böcekler ve solucanlar eğer
topraktan dışarı çıkıyor ve yuvalarının ağzını kapatmaya çalışıyorlarsa
bu da şiddetli bir yağışın habercisidir. Çevrenizde bulunan at, eşek ve
koyun gibi hayvanlar kulaklarını normalden çok daha fazla sallıyorlarsa
bu da yağmurun geldiğine işarettir. Çobanlar da
yaşamlarının büyük bir kısmını arazide geçirdikleri için hava durumunu
iyi tahmin edebilmekteler. Sözgelimi koyunlar başlarını her zaman
rüzgara doğru verirler. Bu bilgiden yola çıkarak rüzgarın yönünü tespit
edebilirsiniz. Geceleri de koyunlar rüzgardan daha az etkilenmek için
genellikle kuzeye dönerler. Yağışlı havalarda da rüzgar kuzeyden esmeye
başladığında yağmur bulutları dağılarak uzaklaşır.
Çinde rastlanan
ilginç bir hava tahmin yöntemi de karıncaların gözlenmesini içeriyor.
Karıncalar iyi havalarda yuvalarının çevresini temizleyerek yeni
yiyecekler bulmaya giderler. Fırtına ve yağmur yağacak günlerdeyse
yuvadan içeri girerek yuvanın girişini de kapatırlar. Ülkemizdeyse
benzer şekilde arılar izleniyor. Arıların sabahın erken saatlerinde
kovandan çıkarak oğul halde uçmaları, havanın güzel olacağı ve yağış
olmayacağı anlamına geliyor. Eğer kovana giriyor ve bir daha
çıkmıyorlarsa, bunun anlamı da havanın bozacak olduğu. Bitkiler
alemindeyse lale, çiğdem safran gibi çiçeklerini basınç ve sıcaklığa
göre açan türler, kötü havanın yaklaştığını bizlere bildirebiliyorlar.
Çünkü bu tip çiçekler özellikle alçak basınç gözlenen yağışlı havaların
öncesin de çiçeklerini kapatıyorlar.
Bitkiler ve
hayvanların dışında, gök cisimlerini ve bulutları izleyerek yapılan
hava tahminine gelince, gün doğumunda ve batımında Güneşin parlak
görülmesinin, iyi havanın göstergesi olduğu kabul ediliyor. Bu görünüm,
atmosferin temiz olduğu durumlarda ortaya çıkıyor. Ancak Güneş sabahın
erken saatlerin de çok ısıtmaya başlıyorsa, bu da günün çok sıcak
olacağı anlamına geliyor. Bu tip aşırı sıcaklar, çoğu kez fırtınalı
sağanakların da habercisi olabiliyor. Havada basınç düşmesi var sa ve
buna bağlı olarak, yükseklerde bulunan ince bir bulut tabakası
görülüyorsa bu durum Güneşin parlak görülmesini engelliyor ve havanın
kötü olacağını gösteriyor. Yine Güneş yükselerek kalın bir bulut
tabakasının arkasına gizleniyorsa havanın kötü olacağı anlaşılıyor.
Ancak kapalı ve yağmurlu havada Güneşin batarken kendini göstermesi,
mevcut alçak basıncın uzaklaştığı ve ertesi gün havanın açık olacağı
anlamına geliyor. Güneşin dışında Ayın çeşitli durumları da hava durumu
hakkında bilgi verebiliyor. Örneğin kırmızı görülmesi havanın rüzgarlı,
açık renkli görünmesi de iyi olacağına, renksiz ya da beyaz
görünmesiyse havanın yağmurlu olacağına işaret ediyor.
Yıldızlara göre
tahmine gelince, yıldızların net bir şekilde görülebildiği bir günde,
yıldızlar kaybolmaya başlıyorsa bu havanın bozacağı ve yağmur yağacağı
anlamına geliyor. Yıldızların büyük görünmeye başlaması da atmosferde
nemin arttığını ve olasılıkla kısa bir sağanağın yağacağının
göstergesi. Yıldızların parlaklığının azalma nedeni, çıplak gözle
görülmeyen ince bulut tabakası. Bu bulut tabakası kalınlaşmaya
başladığındaysa az parlak yıldızlar görünmez hale geliyor ve parlak
yıldızların çevresinde birer hale oluşuyor. Bu şekil de yıldızların
çevresinde hale oluşması alçak basınç ve kötü havanın habercisi. Kış
aylarında açık ve parlak bir şekilde görülen yıldızlarsa büyük
olasılıkla don olacağını gösteriyor. Gün batımında ve doğumunda
bulutların kızarması da yağmur yağacağına işaret ediyor. Bu bilgiler
doğrultusunda sizler de her sabah kısa bir süre gökyüzünü gözleyerek
hava tahmini yapabilirsiniz.
Cenk Durmuşkahya







