Hayvanlar ne konuşuyor?
'
Karlar erimeye başlar başlamaz, ormandaki sessizlik kaybolur, kuş
cıvıltıları başlar. Kuşlar ormanı pay etmektedir. Bir alanı ele geçiren
bir kuş hemen ötmeye başlar, bu diğer kuşlara bir mesajdır ve anlamı
şudur: “Benim alanıma giren kuşun vay haline!”.. Erkek ve dişi kuşların
ses organı aynı ise de (sirinis), ekseri erkek kuş öter. Bu
“seranatlar” ne kadar farklı olsa da hepsinin anlamı aynıdır: ”
Bekarım, hayatımın
baharındayım ve bir parça toprağım var.” Çit kuşlarının erkeği bu
mesejı bir günde 2.340 kez, ağaç Pipit kuşları ise 3.377 kez tekrarlar.
Bu şarkılar sayesinde dişiler yuva kurmak isteyen erkekleri bulur.
Dişisini bulup yuva kuran erkek kuşlar, artık fazla ötmez. Bir hayvan,
yaşadığı alana başka hayvanların girmesini istemez: bir diğer deyişle,
sınırlarını çiğnetmez, Hayvanların sahip çıktıkları alanlar çok küçük
olabildiği gibi, hayli geniş de olabilir, Bir martı, ortasında yuvası
bulunan küçük bir dairenin içinde yaşar. Bu dairenin çapı, martının
yuvasından ayrılmadan bir başka martıyı gagalamasına yetecek kadardır.
Ketenkuşu benzeri bazı küçük kuşlar, 10-250 m karelik alanları
korurlar. Bülbülün alanı daha da geniştir: 1.200-2.000 metrekare.
Morina balıklarının erkekleri, dişilierin yumurta dökme zamanından bir
ay önce uygun bir yer seçerler ve kısa kalın homurtular çıkararak, o
alana başka erkek morinaların girmesini önlerler. Uluyan maymunlar, ise
Stentoru (HomerIn İlyadasın daki sesi gür şarkıcı) kıskarndıracak
ulumalarla yaşadıkları alana başkalarını sokmayacaklarını ilan ederler.
Sevimli küçük bir tundra hayvanıolan kır faresi yakında bir başka kır
faresi görünce “sinirlenir”. Eğer istilacı, bunu anlayıpda çıkıp gidere
ne ala, yoksa çatışma kaçınılmaz olur, ikisi karşılıklı geçip,
birbirlerini tehdit edici seslerle korkutmaya çalışırlar.
Böcekler de öyle “fazla samimiyet”ten hoşlanmazlar. Çekirgeler ve
ağustosböcekleri, kendi alan hakları çiğnenince cır cır ötmeye
başlarlar. İlginçtir ki, suda olsun, karada olsun hayvanlar arasındaki
çatışma belli bir seremoniye göre yapılır. Hayvan belli bir biçim alır
ve belli
hareketler yapmaya başlar, bu sıra da önce ihtar edici, sonra tehdit
edici sesler çıkarır. Böylece alan hakları çiğnenen hayvan, istilacıya
kaçıp gitmesi için bir şans tanır. Barışı korumak için bütün bu
çabalara rağmen, bazen çatışma kaçınılmaz. Bu tip kavgalar kısa sürer.
En büyüğünden en küçüğüne bütün havvanlar dünyasında bu durumda, ilk
hücumdan sonra genellikle istilacı tabanları yağlar, alanın sahibi de
şöyle yalandan onun peşine düşüp biraz kovalar, bu kovalamaca sırf
gösteriş içindir. Ornitolog (kuş uzmanı) Konstantin Blagosklonof, 100
kadar deneyden sonra şöyle bir doğa yasası bulmuştur: alan için yapılan
kavgaları, daima alanın “ilk sahib”i kazanmaktadır. Bir alana
diğerinden önce gelmiş olmak, büyük bir psikoloJik avantaj olarak
ortaya çıkmaktadır. Bir sinekkapan kuşu, yuvası ile birlikte alınıp bir
başka alana götürülürse, roller değiştirilip de; Sahip, istilacı ve
istilacı, sahip durumuna getirilince, az önce savaşı kazanmış olan
“eski sahip “bu kez” yeni sahip”e yenilmektedir. “Sahip”lerin
kazanmasının bir nedeni de komşularının, istilacıyı kovmakta
kendilerine yardımcı olmalarıdır. “Kara” Denizi (Kuzey Buz Denizine
açılır) kıyısındaki Yamal Yarımadasında yapılan deneylerde, kırmızı
gerdanlı pipit kuşlarının, davetsiz konukları komşularının yardımı ile
kovdukları saptanmıştır. Beyaz kuyruksallayan kuşları da büyük bir
dayanışma içindedir: her alanda bir erkek yaşar, herhangi bir alana
“saldırı” olursa, komşu alanlardaki erkek kuşlar uçarak
gelir ve daima üç kuş birlereşerek düşmana saldırır.
Söğüt baştankara kuşları ve İsridye yiyici kuşlar, yuva yapmadan önce
zamanlarının %42sini alan korumaya harcarlar, yuva kurduktan sonra ise
çok daha uslanırlar. Ortak düşman belirince aile kavgaları bir yana
bırakılır, düşmana tek yumruk gibi saldırılır. Tehlikenin yaklaştığı,
bir alarm sinyali ile belli edilir, her hayvan bu sinyali değişik bir
şekilde verir: bahçe karıncaları karınları ile toprağı döver,
ağaçkurtları çürümüş oduna vururlar. Bir tehlike yaklaşınca, onu ilk
gören kuş heyecanlanır ve yuvasına alarm sinyalleri göndermeye başlar.
Küçük kemirgenlerden çayır köpekleri, köstebekler ve suslikler, tehlike
yaklaşınca keskin ıslıklar çalarlar. Uzunkuyruklu Sibirya suslikleri,
bir tilki, kurt veya kutup porsuğu görünce kısa, yırtıcı bir kuş
görünce uzun çığlıklar atmaya başlarlar; yırtıcı kuş yere konmnak üzere
ise, Çığlıklar her 8 saniyede bir atılır.
Cüce sincapların da üç farklı tip çığlık attıkları bilinmektedir.
Tavuklar 7 çeşit sinyal vererek, yaklaşan düşmanın cinsini, uzaklığını
ve yönünü birbirlerine haber verirler. Sığırcık kuşu kedi görünce
başka, insan görünce başka sinyal verir. Serçe benzeri bazı kuşlar bir
şahin,
çaylak, kerkenez ve hatta karga veya guguk kuşu görünce alarm
sinyalleri verir. Yılanın tıslaması zararsız ise de düşmana, o müthiş
yılan zehrini hatırlatır. Zehirsiz yılanlar da tıslayarak
düşmanlarını kaçırtır. Tıslama öylesine korkutucu bir silahtır ki,
kertenkeleler, özellikle iri monitör kertenkeleleri, kediler,
denizaslanları, baştankara kuşları, kazlar, keçi sütü amen kuşları
tıslarlar. Fakat tıslamanın en büyük ustası, ağaçkakanların akrabası
boyunçarpıtan kuşlarıdır. Hayvanların yumurta ve yavrularını korumadaki
kahramanlığı görülecek şeydir: saksağanlar ve alakargalar yuvadaki
ysvruların alarm sinyalini alır almaz, uçarak gelir ve düşmanı
gagalamaya başlarlar, orman bu kuşların çığlıkları ile dolar. Tavşanlar
sanıldığının aksine ne korkaktır, ne de yavrularını ihmal eder;
yavrularının sesini duyunca onlara koşar, ana tavşana ne yapsanız
yavrularını bırakmaz. Düşman gelince, ana tavşan yavrularını kurtarmak
ıçın dikkati kendi üstüne çekmeğe çalışır: yatar, kalkar, sürünür,
horuldar, yerleri döver. Ana tavşan çaylak, şahin ve kargalara karşı
cesaretle dövüşerek yavrularını korur.
Ana tilkiler de yavrularını canı pahasına savunur. Kazakistanın
Karaganda bölgesinde bir çam ormanında, bir tilki inindeki yavruları
çıkarmak isteyen köpeğin, ana tilkinin saldırısına uğradığı
görülmüştür. Boğuk çığlıklar atarak: ininin etrafında dönen ana
tilkiyi, köpek defalarca ormana kovalamış, her keresinde ana
tilki dönüp çığlıklarına devam etmiştir. Sonunda köpek, yorgunluktan ölü gibi bir halde inle uğraşmaktan vazgeçmiştir.
Hayvanlar arasında bir çeşit “esperento” vardır: Afrika toynaklı memelileri, karışık türler halinde otlarlar ve bir türün alarm sinyali, tüm türleri kaçırır. Maymunlarda da durum böyledir. Bir karga, uzaktan bir insan görünce uzun bir “ka-a-a” sesiyle takırdar ve anında tüm kargalar havalanır. Ekin kargaları ve cüce kargalarda da durum buna benzer. Bir avcı ormana girer girmez tüm saksağanlar gevezelğe başlar, aynı zamanda geyikler, yabandomuzları vb. kaçmaya koyulur. Kuşlar tehlikeyi tüm hayvanlara haber verebilir, bunun için kısa aralarla kısa sesler çıkarırlar.
Dr. Selçuk Aslan
Bilim Teknik - Nisan 1984







