İlkel toplumlardaki ekonomik sürecte üretim düzeyi son derece düşüktür.
Hiçbir şekilde tüketim fazlası yaratabilecek üretim düzeyine
ulaşamamıştır. MÖ 800-600 bininci yılları başlangıç kabul eden ilkel
dönem kendi içinde doğma(Alt dönem) gelişme ve sona erme olarak üç
bölüme ayrılmaktadır. Alt dönemde yenilen besinlerin doğadan toplanan
meyve ve sebzelerden oluştuğu, insanlar arasında üretim faaliyetinin
gerçekleşmediği, insanların sadece yaşamlarını sürdürecek kadar besin
sağladığı kabul edilmektedir. Yontulmuş taş, kemik ve ağaçlar
insanların yaşamlarını sürdürmek için kullandığı aletlerdir. Tıpkı
beslenme gibi korunma da minimum düzeydedir. Ölüm oranları son derece
yüksektir. Giyinme ve barınma bilinmemektedir. İlkel dönemin gelişme
safhasında “ağaç ve taştan kesici aletler geliştirilmiş, yay ve okun
devreye girmesi avcılıkta etkinliği artırmış. . . bitkisel ve hayvansal
üretime başlanmıştır. ”Sona erme döneminde üretim araçlarında önemli
gelişmeler sağlanmıştır. Bakırdan, bronzdan, ve demirden kesici aletler
yapılmış, dokuma tezgahı ve toprak kap yapımında kullanılan tekerlek
icat edilmiştir. Hayvancılığın ve zirai üretimin tohumları bu dönemde
atılmış ilk toplumsal iş bölümü de bu sayede gerçekleşmiştir. İlkel
üretim aşamasını köleci üretim aşaması izlemiştir. MÖ IV-III bininci
yıllarda başlayıp MS V. yy’a kadar süren bu dönem köle emeğine dayalı
üretim çok daha ucuz olduğu için, tercih ediliyordu. Köleci üretimi
feodalizm izledi. Toplumların geçirdiği üçüncü ekonomik aşama olarak
kabul edilen feodalizm MS V -MS XVII yy arasında geniş bir zaman
diliminde hüküm sürmüştür. Feodalizm her toprak ağasının bir
yukardakine bağlı olduğu, toprak mülkiyetinin belli bir hiyerarşi
içinde, bir alttaki asilzade yada toprak ağasına aktarıldığı, bunun
karşılığında belli hizmetlerin beklendiği, pazar ekonomisinin ve özgür,
ücretli emek dolaşımının gerçekleşmediği, ayni ekonominin egemen
olduğu, toprakta çalışan köylünün yer değiştirme özgürlüğünün
bulunmadığı bir toplumsal ekonomik siyasal düzendi.