Tolstoy’un kitapları, kitap özetleri, tanımları
'
Kış başlarından beri köyde Katya ve Sonya ile yalnız başımıza oturuyor, sonbaharda yitirdiğimiz annemin yasını tutuyordu.
Katya bizleri büyütmüş olan, kendimi bildim bileli anımsayıp sevdiğim dadımız, aynı zamanda eski bir aile dostumuzdu. Sonya ise küçük kız kardeşimdi. Yağışlı, hüzünlü, kışı, Pokrovsk’taki eski evimizde geçiriyorduk. Hava soğuk ve esintiliydi; durmadan yağan bir pencerelere kadar çıkıyor, camlar hemen hemen sürekli buz tutuyordu. Neredeyse bütün kış köyden çıkıp bir yerlerde gezememiştik. Evimize arada bir gelenler de acılı yüzleri, evde uyuyan birileri varmışçasına usul usul konuşmaları, içi çekip somurtmaları, bana özellikle kara giysini Sonya’ya bakarken ağlamaklı duruşlarıyla bizlere ne ve sevinç getirmekten çok uzaktılar. Ölüm, varlığını evde her an duyuruyor; acılığı ve korkunçluğu ile evin havasına yansıyordu. Annemin odası kapalıydı, yatmaya giderken önünden her geçişte bir şey beni bu soğuk ve yarı karanlık odaya bakmam için dürtüyor, korkudan ürperiyordum.
Çeviri: Mehmet Özgül
İş Bankası Kültür Yayınları
ANNA KARENİNA (3 CİLT)
Bedensel rahatsızlıklar, aile içi skandallar, ideolojik, politik
buhranlar. Tanrı inancına duyulan kuşkular biçiminde görünürleşen
sayısız fiziksel ve ruhsal krizden ve Ortodoks Kilisesi’nden
çıkartılışından bir yıl sonra (1902), yaşlı Tolstoy, Anna Karenina’yı
yazdığı orta yaş yıllarını hüzün ve iç sızısıyla hatırlar.
Sanatının doruğundaki en iyi yıllarının ürünü olan bu roman, yazara göre temel bir “fikri” soyut formülasyonlara başvurmadan açıklayan sanatta “biçimi” bağımsızlaştırmayıp içerik ile, fikir ile bütünleştiren bir yapıyı temsil eder. İçerik ile, sanatsal biçimin bu uyumunun sentezinde yazarın sözünü ettiği o dışa vuran fikir ya da düşünce nedir? Yaşlı bir erkekle evlendirilmiş genç kadın (Anna Karenina) genç subay Vronski ile içine sürüklendiği ilişkiyi niçin evlilikle sonuçlandıramaz? Sosyetedeki statüsünü gözden çıkartamadığı için mi? Yoksa Tolstoy’unu aristokrasi temelinde kurulu ideal “aile mitosunda”, bireyin bütünlüğünü koruyan o büyük “organizasyonda”, kadının doğal, cinsel dürtülerini yıkıcı bir tehdit gibi gören ve ona ev hanımı-anne rolünün ötesinde bir sosyal varoluş alanı tanımayan muhafazakâr anlayışla mı karşı karşıyayız?
Anna Karenina: Sosyal statüye feda edilen aşk.
Çeviri: Saniye Güven
Bordo Siyah Yayınları
ATEŞİ KIVILCIMKEN SÖNDÜRMELİ
“Yaşarsınız oğlum, yaşarsınız” dedi. “Eğer Allah’ın emirlerine
uyarsanız her şeyin üstesinden geleceksiniz.” Biraz sustuktan sonra
gülümseyerek ekledi: “Sakın ha İvan! Yangını kimin çıkardığını söyleme!
Sen, herhangi bir insanın kabahatini örtersen Allah da senin iki
kabahatini affeder!”
Çeviri: Serhan Nuriyev
Nehir Yayınları
BASKIN
Bir atı, kamçıdan korktuğu için bir uçurumdan kendini savurmaya iten
şey cesaret midir? Bir çocuğun cezalandırılacağı korkusuyla ormana
kaçması ve kaybolması cesaret midir? Bir kadının rezalet korkusuyla
yeni doğmuş çocuğunu öldürmesi ve takibata alınma riskini göze alması
cesareti simgeleyen bir hareket midir? Yoksa bir adamın, kendini
beğenmişlikle bir insanı öldürmeye kalkması ve bu yüzden kendi hayatını
tehlikeye atması mıdır cesareti gösteren?
Tehlike her zaman bir seçim şansını da içerir. O takdirde bu seçimi ne
belirlemektedir? Asil bir duygu mu yoksa aşağılık olanı mı? Aslında bu
duygulara binaen yapılanı cesaret yahut korkaklık olarak adlandırılmalı
değil mi?
Çeviri: Ahmet Delidağ - Firuze Şebnem Aslıtürk
Metropol Yayınları
BİR EVLİLİĞİN ROMANI
Usta yazar Tolstoy, Bir Evliliğin Romanı’nda genç bir kız ile orta
yaşlı bir adamın evliliğini sade fakat bir o kadar incelikli kalemiyle
resmediyor. Roman doğal ve sade bir yaşamın, aile saadetinin devamı
için ne kadar gerekli olduğunu, kendini sosyete eğlencelerine
kaptırarak mutluluğunu kaybeden bir hanımın diliyle anlatıyor.
Ahlaki yozlaşmanın aşkı ve aile saadetini bozacak kadar zararlı olduğunu anlatan olay örgüsü içinde, eşlerin birbirlerinin hayatlarına ne dereceye kadar müdahale edebileceğini de tartışan roman, bu özelliğiyle daha uzun yıllar güncelliğini koruyacak gibi görünüyor.
Çeviri: Serhan Nuriyev
Timaş Yayınları
BİR GENCİN DRAMI - ÖYKÜLER -
Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı dans
eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca bir gencin,
sahile vuran deniz yıldızlarını birer birer alıp okyanusa fırlattığını
fark eder. Genç adama yaklaşır ve sorar;
-Neden bu deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam şöyle cevap verir:
-Birazdan güneş yükselip sular çekilecek. Onları suya atmazsam Ölecekler.
Bunun üzerine yazar:
-Kilometrelerce sahil, binlerce deniz yıldızı var. Bunların hepsini nasıl kurtaracaksın? Ne fark eder ki der…
Genç adam eğilip yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
-Onun için fark etti ama…







