Fiziksel ve duygusal ceza güvensizlik oluşturuyor
Ailelerin çocuklarına uyguladığı fiziksel ve duygusal cezalar çocukta kızgınlık, karşı koyma, güvensizlik, suçluluk duygularına neden oluyor. Davranışının bedelini ödediğini düşünen çocuk aynı hareketi tekrarlıyor.
Aileler çocuklarında istenmedikleri davranışları değiştirmek ve yerine istedikleri davranışı getirmek için “uzlaşı ve anlayış” yerine zaman zaman fiziksel ve duygusal cezalara da başvurabiliyor. Anne babanın kendi aile değerleri ve çevrelerinden gördükleri, uygulanan yöntemleri belirlemede etkili oluyor. Hatta toplumda kabul gören ve atasözlerine geçen bazı tutum ve davranışlar da çocuk yetiştirme yöntemleri olarak da kullanılabiliyor. Örneğin, “Dayak cennetten çıkmadır”, “Eti senin kemiği benim”, “Kızını dövmeyen dizini döver”, “Evde katı bir disiplin olması şart”, “Çocuk babadan korkmalı” sözleri bazı anne babalar tarafından benimsenerek, baskıcı yöntem olarak kullanılıyor.
HOŞGÖRÜNÜN ZARARI
Bu yöntemlerin kullanıldığı ortamlarda çocuğa özgürlük hakkı
tanınmaz, ceza ön plandadır ve kararlar yetişkin tarafından alınır.
Kuralların nedeni bile açıklanmaz ve çocukların da bu kurallara uyması
beklenir. Bu tip disiplin ise çocukta kızgınlık, karşı koyma,
güvensizlik, suçluluk duygularının oluşmasına neden olur. Olumsuz bir
başka yöntem ise baskının tam tersi aşırı hoşgörü yöntemi. Bu yöntemin
geçerli olduğu ortamlarda çocuğun yaptığı her şey hoş görülür.
Anne-baba, çocuk ne isterse ve ne yaparsa kabul eder. Bu ortamlarda
genelde evde sorun yok gibi gözükse de çocukların bitmek bilmeyen
istekleri ebeveynlerin dayanma sınırlarını zorlayabilir ve bu sonsuz
hoşgörü ortamı sert cezaların uygulandığı bir ortama dönüşebilir. Bu
durumda hem aşırı hoşgörü, hem de sert cezalar birlikte kullanıldığı
için çocuk tutarsızlık yaşar. Çocuk yaptıkları onaylanıyor mu yoksa
onaylanmıyor mu anlayamaz. Örneğin, çocuk uzun bir müddet evde top
oynamasına izin verilir daha sonra aynı şeyi yaptığında bunalan
anne-baba ceza verebilir. İşte hem baskıcı hem de aşırı hoşgörü
ortamları çocukların ileri yaşlarında nasıl birey olacaklarını da
belirler. Uzmanlara göre bu tür “terbiye yöntemleri” davranışın neden
yapıldığı konusunda çocuğa anlama imkanı sunmazken, verilen cezalar da
istenmeyen davranışın değişmesine yol açmaz. Çünkü çocuk zaten cezasını
çektiği için o davranışı bir kez daha yapma hakkı kazandığını söyler.
Anne Çocuk Eğitim Vakfı Erken Çocukluk Eğitimi Birim Koordinatörü Canan Erman ve Baba Destek Birimi Koordinatörü Hasan Deniz bu durumun ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.







