TEKNOLOJİ NEDİR.??
TeknolojiVikipedi,
özgür ansiklopediTeknoloji (technoslogos), techne; yapmak ve logos;
bilmek anlamına gelmektedir. İnsanoğlunun gereklerine uygun yardımcı
alet ve edevatın yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve
yetenektir. Bir insan etkinliği olarak teknoloji, insanlığın tarihinde
bilim ve mühendislikten önce ortaya çıkmıştır.Teknoloji Nedir?Sözlük
anlamı “bilginin, sanayideki işlemlerde sistematik olarak uygulamaya
alınması” demek olan teknoloji, geniş anlamda, araştırma, geliştirme,
üretim, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmeti kapsayan bir sanayi
sürecinin, etkin ve verimli bir biçimde gerçekleştirilmesi için
kullanılabilecek bilgi ve becerilerin tümüdür. Teknolojik yenilik de,
“üretim süreçlerinde yenilik, yeni ürünler ve yeni kurumsal örgütlenme
biçimleri” olarak tanımlanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde, ürün rekabeti,
bilimsel ve teknolojik yetkinlik rekabetine dönüşmüştür. Klasik anlamda
rekabet gücünü belirleyen faktörler arasında doğal hammadde
kaynaklarının bolluğu, ucuz işçilik gibi temel üretim faktörleri yer
alırken, günümüzde ileri ve özellikli üretim faktörleri belirleyici
duruma gelmiştir. İleri üretim faktörleri, nitelikli iş gücünü, Ar-Ge
altyapısını, modern bir haberleşme ağını ve bilişim (enformasyon)
teknolojilerinin etkin kullanımını içerirken, özellikli üretim
faktörleri, belirli alanlarda yoğunlaşmış bilgi ve beceriye sahip iş
gücü ile bilgi ve deneyim birikimini içermektedir.Diğer yandan, başta
elektronik, enerji, bilişim, uzay, biyomühendislik, organik kimya
endüstrileri gibi “bilim ve teknoloji temelli” sektörler ile bunların
bir bileşkesi olan savunma sanayii, en yüksek oranda katma değer
yaratan, dolayısı ile toplumsal refaha katkıları en yüksek olan sanayi
dalları olarak ortaya çıkmaktadırlar
TEKNOLOJİNİN ÖNEMİ NEDİR.??
Teknolojinin
ÖnemiSanayileşmenin en belirgin ögesi teknoloji üretebilmektir.
Teknoloji üretebildiğiniz, bilgiyi ürün tasarlamada kullanabildiğiniz
takdirde ticarette rekabet üstünlüğünü, savunma sistemlerinde de
caydırıcılığı sağlayabilirsiniz. Kimse kendisine üstünlük sağlayan bir
şeyi başkasına vermeyeceğine göre salt teknoloji transferi yaparak
sanayileşmemiz ve kalkınmamız, savunma sistemlerinde de caydırıcılığı
sağlamamız olası değildir. Bu nedenle amaç kendi teknolojimizi
kendimizin üretmesi olmalıdır. Kendi teknolojisini üreten bir
sanayileşme ile ulusal ekonomiye, ülkenin mühendislik gücüne ve ulusal
teknolojiye en yüksek katkıyı sağlayabilir, beyin göçünü
önleyebilirsiniz.Teknolojiyi kısaca bilimsel bilgiden yararlanarak yeni
bir ürün geliştirmek, üretmek ve hizmet desteği sağlamak için gerekli
bilgi, beceri ve yöntemler bütünü olarak tanımlayabiliriz. Bu duruma
göre özgün üretim için gerekli safhaları da dörde ayırabiliriz.
ØBilimsel
bilgiye ulaşmak veya geliştirmek ØBilgiden faydalanarak bir ürün
tasarlamak (tasarım yeteneği veya teknolojisi) ØTasarlanan bir ürünün
üretim tekniklerini belirlemek (üretim teknolojisi) ØÜretimBir ürün
geliştirmek için gerekli malzeme ve ekipmanı çeşitli kaynaklardan
bulabilirsiniz. Bu nedenle önemli olan tasarım yeteneğine sahip
olmaktır. Tasarım yeteneğine sahipseniz her şeyi yapabilirsiniz.
Bağımsızlık da bundan sonra gelir.Teknoloji ülkelerin gelişmişlik
düzeyini belirlemekte ve uluslararası yarışta, sahibine büyük bir
ticari üstünlük sağlamaktadır. Dünya ulusları teknoloji üretebilenler
ve üretemeyenler olarak ikiye ayrılmakta, teknoloji üretemeyen uluslar
az gelişmiş uluslar olarak sınıflandırılmaktadır.Gelişmiş ülkelerde,
ürün rekabeti, bilimsel ve teknolojik yetkinlik rekabetine dönüşmüştür.
Klasik anlamda rekabet gücünü belirleyen faktörler arasında doğal
hammadde kaynaklarının bolluğu, ucuz işçilik gibi temel üretim
faktörleri yer alırken, günümüzde ileri ve özellikli üretim faktörleri
belirleyici duruma gelmiştir. İleri üretim faktörleri, nitelikli iş
gücünü, Ar-Ge altyapısını, modern bir haberleşme ağını ve bilişim
(enformasyon) teknolojilerinin etkin kullanımını içerirken, özellikli
üretim faktörleri, belirli alanlarda yoğunlaşmış bilgi ve beceriye
sahip iş gücü ile bilgi ve deneyim birikimini içermektedir.Diğer
yandan, başta elektronik, enerji, bilişim, uzay, biyomühendislik,
organik kimya endüstrileri gibi “bilim ve teknoloji temelli” sektörler
ile bunların bir bileşkesi olan savunma sanayii, en yüksek oranda katma
değer yaratan, dolayısı ile toplumsal refaha katkıları en yüksek olan
sanayi dalları olarak ortaya çıkmaktadırlar.
Gelişmiş ve Gelişmekte
Olan Ülkelerde Bilimsel Araştırmalar, Teknoloji Geliştirme Çalışmaları
ve Üretim Teknolojileri Arasındaki İlişkiBu nedenle de günümüzde,
ülkelerin, özellikle bu alanlarda sahip oldukları bilim ve teknoloji
altyapıları ve bu altyapıyı sanayi süreçlerinde kullanarak ürüne,
dolayısı ile toplumsal refaha dönüştürebilme yetenekleri, gerek
ekonomik, gerekse politik açıdan stratejik öneme sahip, dikkatlice
korunması gereken milli varlıklar olarak değerlendirilmektedir.
Günümüzde, sahip oldukları bilimsel ve teknolojik bilgiyi, entegre
süreçler içinde ürüne ve toplumsal refaha dönüştürebilen ülkeler ile bu
süreç entegrasyonunu başaramamış ülkeler arasındaki anlayış ve uygulama
farkı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke tanımlamasında kullanılan
önemli araçlardan biridir. Gelişmiş ülkelerde yapılan bilimsel
araştırmalar, bu araştırmalar sonucunda geliştirilen yeni teknolojiler
ve bu teknolojilerin yeni üretim ve ürün teknolojilerine dönüşmesi
süreçleri, iç içe, biribirini takip eden süreçler olarak ortaya
çıkmaktadır. ABD, Almanya ve Japonya gibi ülkeler bu kategoride yer
almaktadır.Gelişmekte olan ülkelerde ise bu süreçlerin entegrasyonu
zayıftır. Türkiye gibi dünya bilim literatürüne katkısı az olan ülkeler
ve hatta eski SSCB ve Hindistan gibi dünya bilim literatürüne katkısı
yüksek ancak bu birikimi toplumsal refaha dönüştürememiş ülkeler ikinci
sınıfa giren ülkeler olarak değerlendirilmektedir.Bilimsel araştırmalar
açısından bakıldığında, bu ülkeler, gerek bilimsel ve akademik
kuruluşlar, gerekse bilim adamları düzeyinde işbirliği ve bilimsel
çalışmalara katılım açısından, gelişmiş ülkeler ile sıkı ilişkiler
içinde olabilmektedir. Ancak bu ilişkiler ve yapılan çalışmalar ile
kazanılan bilgi birikimini, teknolojiye ve ürüne dönüştürecek
mekanizmaların gelişmemiş olması nedeniyle, bu ülkelerin yeni
teknolojiler ile tanışması nadiren bu teknolojilerin gelişme
safhasında, çoğunlukla da bu teknolojilerin üretim ve ürün
teknolojilerine dönüşmesinden sonra, “teknoloji transferi” ile mümkün
olmaktadır. Ancak, bu şekilde sahip olunan teknolojiyi, yeni türev
teknolojilerin gelişimini sağlayacak “Ar-Ge /tasarım teknolojisi”
olarak değil, belli bir ürüne özel “üretim teknolojisi” olarak
değerlendirmek gerekir. Bilim ve teknoloji temelli bir sanayi dalı olan
savunma sanayii, gelişmekte olan ülkeler için bu olumsuz tabloyu
ortadan kaldırabilecek bir fırsat olarak ortaya çıkmaktadır. Savunma
sistemleri tedarik süreçlerinin, hem savunma ihtiyaçlarının
karşılanması hem de kritik teknolojilerin edinilmesi ve ülkenin
teknoloji alt yapısının geliştirilmesi amacıyla kullanılması, gelişmiş
ülkeler tarafından başarıyla uygulanan bir bilim-teknoloji-üretim
süreçleri entegrasyonu yöntemdir. Savunma harcamalarına büyük kaynaklar
ayrılan ülkemizde de, hem bilimsel araştırma, yeni teknoloji üretme ve
yeni ürün geliştirme süreçlerinin entegrasyonu, hem de bu çalışmaları
toplumsal refaha dönüştürülebilecek mekanizmaların kurulması için,
savunma sanayiini temel platform olarak belirlemek en doğru yaklaşım
olacaktır.