Soğuk havalarda neden ağzımızdan veya egzozdan çıkan buhar veya duman beyaz oluyor?
Beyaz rengin kaynağı su, başka bir şey değil. Su, motorlardaki yanmada
ortaya çıkan tipik ürünlerden biri. Gerçi, bu yanmada gözle görülebilen
başka ürünler de ortaya çıkıyor ama soğuk havalarda beyaz rengiyle daha
belirgin hale gelen su. Vücudumuzda da bol miktarda su bulunduğundan,
verdiğimiz nefeste de bir miktar buhar bulunur.
Öncelikle şunu belirtelim: Sıvı haldeki su ne kadar saydamsa, gaz
halindeki su buharı da o kadar saydam. Dolayısıyla su buharı, havadaki
oksijen ve azot gibi, renksiz ve gözle seçilme`si olanaksız bir gaz. Bu
nedenle, nefesimizde aynı miktarda su buharı olmasına karşın, sıcak
havalarda hiçbir şey göremiyoruz.
Soğuk havalarda olan şey şu. Ciğerlerimizdeki sıcak havada b
Soğuk havalarda neden ağzımızdan veya egzozdan çıkan buhar veya duman beyaz oluyor?
Beyaz rengin kaynağı su, başka bir şey değil. Su, motorlardaki yanmada
ortaya çıkan tipik ürünlerden biri. Gerçi, bu yanmada gözle görülebilen
başka ürünler de ortaya çıkıyor ama soğuk havalarda beyaz rengiyle daha
belirgin hale gelen su. Vücudumuzda da bol miktarda su bulunduğundan,
verdiğimiz nefeste de bir miktar buhar bulunur.
Öncelikle şunu belirtelim: Sıvı haldeki su ne kadar saydamsa, gaz
halindeki su buharı da o kadar saydam. Dolayısıyla su buharı, havadaki
oksijen ve azot gibi, renksiz ve gözle seçilme`si olanaksız bir gaz. Bu
nedenle, nefesimizde aynı miktarda su buharı olmasına karşın, sıcak
havalarda hiçbir şey göremiyoruz.
Soğuk havalarda olan şey şu. Ciğerlerimizdeki sıcak havada bulunan
buhar, dışarıya çıkınca birdenbire soğuk havayla karşılaşıyor, ve
yoğunlaşarak çok sayıda su damlacığı (sıvı halde) oluşturuyor. Bu
damlacıklar genellikle gözümüzle seçilemeyecek kadar küçük. Beyaz renge
işte bu damlacıklar neden oluyor.
Bu damlacıklar da saydam. Üzerlerine ışık düştüğünde, ışık kırılmaya
uğrayarak damlanın içinden geçiyor ama gelen ışığın bir kısmı da
yansımaya uğruyor. Kırılma indisi havanınkinden farklı bütün maddelerde
bu geçerli. Bunu zaten deneyimlerimizden biliyoruz: Cam ve su ışığın
çok az da olsa bir kısmını yansıtarak ayna gibi davranır. Damlacıklarda
da aynı şey söz konusu.
Damlacıkları farklı kılan şey, sayılarının çok fazla olması. Bu nedenle
bunların üzerine düşen ışık çok sayıda kırılma ve yansımaya uğruyor.
Bunu matematiksel olarak, su-hava ara yüzeyinin toplam alanının artması
olarak da açıklayabiliriz. Örneğin, tek bir küresel damlayı bölerek
1000 tane eşit çaplı küçük damlacık elde ediyorsunuz. Bu durumda, su
miktarı aynı olmasına rağmen, su-hava ara yüzeyinin toplam alanının 10
kat arttığını gösterebilirsiniz. Kırılma ve yansımalara neden olansa bu
ara yüzey olduğu için, damlacıklar ne kadar küçükse, o kadar çok
kırılma ve yansıma oluşur.
Işık kırılırken renklerine ayrışsa da, damlacıklar üzerine düşüp
yüzlerce kırılma ve yansımadan geçtikten sonra gözümüze ulaşan ışıkta
bunlar yeniden karışmış olduğu için, gördüğümüz renk beyazdır.
Bulutların beyaz rengi de aynı mekanizma sonucu oluşmaktadır
(köpüklerde, sütte ve rakıda gördüğümüz beyaz rengin nedeni de
aynıdır). Bazen gökyüzünde hiçbir bulut yokken, bir süre sonra
bulutların oluşması, daha sonra bunların yeniden kaybolması gibi
olaylar böylelikle daha rahatlıkla açıklanabilir. Bulut yokken,
havadaki suyun hepsi su buharıdır. Sonra, basınç düşmesi nedeniyle
havanın sıcaklığı birden düşer, hava soğur, buhar küçük damlacıklara
yoğunlaşır ve böylece bulut ortaya çıkar. Daha sonra, sıcaklık tekrar
yükseldiğinde, bütün damlacıklar buharlaşır ve bulut yok olur. Bulut
bir görünüp bir kaybolsa da, havadaki su sürekli aynı yerde bulunmaya
devam ediyor ve sadece formunu değiştiriyor.